Raman Petrol Kartalları Basın Haberleri

RADİKAL GAZETESİ 19 ARALIK 2008

Petrol Kartalları

Müjgan Tekin, Güncel Yayıncılık, roman, 287 sayfa

Banu Avar’la birlikte ‘Sınırlar Arasında’ programında araştırmacılık ve metin yazarı olarak çalışan Müjgan Tekin, ikinci romanı ‘Raman Petrol Kartalları’nda, 1930′lu yıllarda dünyayı kasıp kavuran petrol savaşlarını anlatıyor. Tekin, bu savaşları, petrol mühendisliği eğitimi almış ve bir Amerikan petrol şirketinde çalışan Cevdet Bey’in gözünden anlatıyor. Ortadoğu petrollerinden pay kapmak için, neredeyse her çılgınlığı yapacak hale gelmiş emperyalist Amerikan şirketleri ve bu çılgınlığa alet olmaktan rahatsızlık duyan Cevdet Bey’in yaşadıkları, kurgunun asıl çerçevesini oluşturuyor. Bu aşamada, genç Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen bir teklif, Cevdet Bey’i tarafını seçmek zorunda bırakacaktır.

KOCAELİ DEMOKRAT GAZETESİ 11 ARALIK 2008 SÖYLEŞİSİ
KOÜ İletişim Fakültesi mezunu Müjgan Tekin, ikinci kitabı Raman Petrol Kartalları ile bizi 1930′lu yıllara götürüyor ve Türkiye’nin en gerçekçi mücadelelerinden birine yanıt bulmaya çalışıyor

Raman Petrol Kartalları, bizi 1930′lu yıllara götürüyor. O dönemin Amerika ve Türkiye’sini kitaptaki kahramanların yaşamlarında buluyoruz. Her şeyden önce Raman Petrol Kartalları okuyucusunda gerçeklik hissi uyandırıyor. Öncelikle bu roman ne kadar gerçek ne kadar kurgu?

Raman Petrol Kartalları’nın serüveni oldukça ilginç. Aslına bakarsanız Petrol Kartalları roman olmadan önce bir senaryoydu. Sevgili arkadaşım Selim Hasbal, İzmir’e petrol üzerine gerçekleşen bir programın çekimine gitmişti. Orada oldukça etkileyici bir bayanla tanışmış. Sayın Mehlika Taşman. Türkiye’nin ilk petrolcülerinden.Çağdaş ve güçlü bir kadın. Düşünebiliyor musunuz, 1940′lı yıllarda Batman’da Raman Dağı’nın eteklerinde erkeklerle birlikte çalışan tek kadın. Selim, İzmir seyahati dönüşü bana bu öyküden bahsetti. Biz bu öyküden esinlenerek bir sinema filmi yapmak istedik. Senaryoyu geliştirdik. Sonra kapı kapı yapımcı dolaştık. Ancak Türkiye’nin bir gerçeği var. Sinema sektörü tekelleşmiş durumda. Üstelik toplumsal film yapmak bir hayli zor. Ne yazık ki, dünyadaki akım gibi ülkemiz de sabun köpüğü işler revaçta. İşte o yüzden Raman Petrol Kartalları, toplumcu bir film olmak yerine roman oldu. Sorunuza dönecek olursam öykünün ana teması gerçek, yan öğeleri ise tabi ki düş gücü.

İlk kitabınız Çöldeki Balıklar ve şimdi Raman Petrol Kartalları. Bu iki kitaba da baktığımızda, toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışında yazdığınızı söylemek mümkün. Diğer taraftaysa postmodern edebiyat gibi bir kavram girdi edebiyatımıza. Genç bir edebiyatçı olarak sizi toplumcu gerçekçi yazmaya iten neydi?

Postmodernizm çığ gibi büyüyen bir süreç. Sadece edebiyatta değil yaşamın her alanında bu böyle. Ancak ben sanatın sanat için değil, içinde yaşadığı toplum için var olması gerekliliğine inanıyorum. Yaşadığım toplumdan beslenerek yazmak seçimim değil kendiliğinden oluşan bir süreçti. Belki de dünyayı algılama meselesi bu. Dünyaya nerden baktığınız sorusunun yanıtı. Gerçeğe ayna tutma çabasındayım. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, güncel bir olayı alıp yazmak ya da resmetmekle toplumcu gerçekçiliğe ulaşılmış olduğunu da düşünmüyorum. Yani sırf çok konuşulan bir meseleyi prim toplamak için yazmak değil gerçekçilik. Bir Suat Derviş var mesela, kitaplarını bulmakta zorluk çektiğimiz gerçekten toplumcu bir yazar. Elbette ki bir Yaşar Kemal, bir Attila İlhan… Tartışmasız edebiyatımızın en büyük isimleri, Toplumcu gerçekçi yazarların yapı taşları. Ben ise genç kuşak edebiyatçıların arasında onların izlediği sarp yolun henüz çok başındayım diyebilirim.

Raman Petrol Kartalları bir dönem romanı. Ve o dönem tasvirlerinin titizlikle üzerinde durulduğu anlaşılıyor. Amerika’daki yolculuk sırasında binilen ve yeni yeni kullanılmaya başlanılan uçağın modelinden, Türkiye’ye geliş sürecindeki geminin detaylarına kadar okuyucuya bilgi veriyorsunuz. Bir görsellik sunuyorsunuz. Buna özellikle mi dikkat ettiniz?

Geçmişi anlatmak bugünü anlatmaktan daha zorlayıcı. Bugünü anlatırken uçağı tasvir etmenize belki gerek yok. Uçak dediğiniz zaman, gemi dediğiniz zaman okuyucunun zihninde anında şekillenir. Ancak 1935′e ait bir uçak söz konusuysa durum farklılaşıyor. Hafızada canlanması daha güçleşiyor. Bunlara özellikle dikkat ediyorum.

Türkiye petrol bakımından dışa bağımlı bir ülke. Sizce romanınızdaki gibi o dönemlerde petrolün önemi anlaşılsaydı ve üzerine gidilseydi, Türkiye şu an kendi petrolünü çıkarıyor olsaydı, dünya dengeleri açısından durum daha farklı olur muydu?

Yıllara varan bir tartışma Türkiye’de petrol var mı yok mu? Raman Petrol Kartalları direkt bu sorunun cevabını aramıyor ve soruya kesin bir cevap vermiyor. Petrol, ülkelerin uğruna birbirini kırdığı kan döktüğü stratejik bir ürün. Ve Anadolu’da bundan yıllar önce petrol çıkarmak için insanüstü çaba harcanmış. Doğa şartları, insani engellemeler. Bu, romanın değil tarihin gerçeği. Yine romanda adı geçen Gulbankyan planı bu da tarihin bir gerçeği. Türkiye sonuçta o dönem de ve bu dönemde bir geçiş yolu Truva atı olarak görülmüş. Türkiye’de petrol bana göre var mı? Evet var, ancak romanda da sık sık Fransız karakter Jean Piere’nin altını çizdiği gibi çok derinde. Ve bu yüzden de çıkartılması çok kolay değil. Ancak biz o kadar az kuyu açmışız ki bu düşündürücü. Yine yeni çıkan petrol yasası da çok ilginç. Sessiz sedasız meclisten geçti. TPAO’nun özelleştirilmesi gibi bir durum bu.

Kitabınızda, Türkiye’de ilk petrol arama mücadelesinin yanı sıra, zorlu bir aşk öyküsü de anlatılıyor. Özellikle kadın kahramanlarınız çok güçlü karakterler. 1930′lu yıllarda erkeklerle yan yana mücadele verebilen, yeri geldiğinde kendini tehlikeye atmayı göze alan, kışkırtmalara karşı toplumun en önüne geçip onlara doğruyu gösteren kadınlar var romanınızda. 2000′li yılların kadınlarını da bu kadar güçlü buluyor musunuz?

Hayır bulmuyorum. Çünkü tıpkı kavramlar gibi kadın ve erkek yani cinsiyet konusu da kapitalizmin kuşatması altında. Kadın dediğin şöyle giyinir, şöyle kokar, şöyle davranır… Bu tür dayatmaların altında nasıl bir güçten bahsedebiliriz ki. Bir kere artık hem kadın hem erkek kendilerine biçilmiş rolleri oynuyor. Yani geneli böyle. Çok basit bir şey ben sokağa çıktığım zaman tek tip genç kızlar genç adamlar görüyorum. Birbirinden ayırt etmek cidden çok zor. Saç modellerinden konuşma biçimlerine kadar. Şu anda iş hayatında belki daha çok yere sahip kadın fakat sadece işini yapan ve başka meselelerle ilgilenmeyen… İşte bu da robotlaştırılmış insan tipi örneği. Şu anda sadece kadınlar değil erkeklerde böyle. Dediğim gibi kapitalizmin yansımaları. Kibarlaştırılmış hali ile küreselleşme diyelim.

Kitapta sıkça vurgu yapılan bir konuda kardeş halkların birbirine düşman edilmesi. Enternasyonal bir roman. Toplumun kışkırtılmasında din adamlarının da etkili olduğu fikri çıkıyor Raman Petrol Kartalları’nı okuduğumuzda. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Raman Petrol Kartalları evet enternasyonal bir öykü. Zaten kahramanları enternasyonal. Mihayloviç Rus, Jean Pierre Fransız, Fiona İrlanda asıllı bir Amerikalı, Cevdet Türk. Karakterlerin her birinin Anadolu ile kesişen bir öyküsü var. Birinin babası Fransızların Antep İşgali sırasında hayatını kaybetmiş, diğerinin babası Mustafa Suphi’nin ölümüne karıştığı suçu iddiası ile Sovyetler’den sürülmüş. Her şeyden önemlisi mazlum halkların yanında yer alan karakterler. Hiç bir toplumun halkına düşman değiller. Onları yönetenlerin, politikacıların karşısındalar. Ve evet din adamları meselesi. Ben bir şey söylemek istiyorum . Çok değil geride bıraktığımız kasım ayında bir TV kanalında tesadüfen bir programa rastladım. Bir din uzmanı konuşuyor. Önce Arapça bir şeyler okudu. Ardından Türkçeye çevirdi. Aynen şöyle dedi. “Allah-u Teala der ki, bir Müslüman, bir Hıristiyan ya da bir Yahudi ile dostluk kurmamalı” Tüylerim diken diken oldu. O tarihlerde de gerek Hıristiyan din adamları gerek Müslüman din adamları bu şekilde toplumsal kışkırtıcılık görevini üstlenmiş. Ne yazık ki din, siyasetin o dönemde de mayasıydı, şimdi de.

Peki bundan sonra sizi yine tarihi bir romanla mı okuyacağız?

Tarihin arka fon olduğu bir öykü diyebiliriz. Dünden bugüne ve yarınlara ayna tutmaya çalışacak bir öykü.

Etiketler: , ,

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)