DEĞİŞİM ÜLKESİ’NİN KELEBEKLERİ

 

Dünyanın bilinmez bir yerinde Değişim Ülkesi diye bir yer varmış. Bilinmezmiş bilinmezliğine ama orada neredeyse mucize denilebilecek hayatlar süren kuşlar, kelebekler, böcekler, balıklar yaşarmış.

Bu ülkede son zamanlarda tuhaf şeyler olmaya başlamış. Ülkeyi yönetenler on yıllardır kürsülerden hep Değişim Ülkesi’nin halkına değişik vaatlerde bulunmuş. Ancak son günlerde o kadar garip o kadar çelişkili işler olmaya başlamış ki bu ülkede akıl erdirene aşk olsun.

Ülke, adına uygun olarak değişim atağına geçmiş. Demokrasinin en gelişmişi gelmiş ülkeye. Ülkeyi yönetenler buna inandırmışlar kendilerini ve Değişim halkının bazı önde gelenlerini. Kimler mi? Mesela Kırmızı Papağan öyle bir inanmış ki ülkesinde her şeyin iyiye gittiğine… Her sabah ağacından gerilerek uyanıp  “daha çok demokrasi, daha ileri Değişim, geçmişimizle hesaplaşma Lay lay lay” diye aynı şarkı sözlerini mırıldanır olmuş. Kırmızı Papağan şarkısını söylerken yanı başındaki çiçekleri soldurulduğu için bal yapamayan arıları, yuvalarının girişlerine sürekli toprak döküldüğü için çalışamayan karıncaları, Değişim Ülkesi’nin en genç nüfusu olan kanadı kırık kelebekleri hiç görmezmiş.

Sonra gagasında her gün kilolarca yem taşıyan Karga varmış mesela. O da kibirlenir dururmuş. Aklı sıra tüm halkına hizmet edermiş. Gagasındaki yemleri dağıtırken bazı kıstasları olurmuş. Küçük kıstaslar… Herkese Kırmızı Papağan’ı örnek gösterirmiş. “Sizde her sabah o şarkıyı söylerseniz yemi alırsınız” dermiş. “Yoksa şu çalışkanlıkları ile meşhur ama artık bir işleri olmadığı için çalışamayan karıncalara benzersiniz” diye eklemeyi de unutmazmış. Birçoğu mecbur Karga’nın teklifini kabul edermiş. Bir kısmı ise karıncalara bakıp sessizliğini bozmaya cesaret edemezmiş. Ancak Karga’nın her türlü tehdidine karşı bir türlü ikna edemediği bir grup varmış. Kelebekler.

Değişim ülkesinin yöneticileri başta ciddiye almamış onları. Nasıl olsa Kelebek onlar, bir gündür ömürleri, deli doludurlar kolaydır onlarla baş etmek diye düşünmüş. Ama çok yanılmış. Kelebeklerin kolayca çoğalan tırtırlar olduğu gerçeğini unutmuş. Önce okulları alınmış elerinden, sonra yarınları. Ve en sonunda Değişim Ülkesi’nde değişen şeyin aslında ne olduğunu göstermeye karar vermişler, tüm gören gözlere.

Bir araya gelmiş kelebekler. Onlar en geçleriymiş yaşadıkları ülkenin. Sorgulamak, eleştirmek, her şeyi olduğu gibi kabul etmemek gençliklerinin gereğiymiş. Dünyanın her yerinde tüm kelebeklerin kanı kaynarmış. Ama Değişim Ülkesi’nin kelebeklerinin kanı daha çok kaynarmış. Niye mi? Çünkü ülkelerinde karıncalar, arılar işsiz kalmış. Tırtırlar sınavlarda haksızlıklarla elenmiş. Artık yarınları ellerinden alınmış. Üstelik Değişim Ülkesi’nin yöneticileri sürekli ülkeye gelen özgürlükten bahsediyorlarmış. “Öyleyse hadi bizde demokrasi gereği uçalım ve eleştiri hakkımızı kullanıp, taleplerimizi dile getirelim” demişler.

Kelebekler uçmuş hep birlikte. Eşitlik için, yanlış giden şeyleri sorgulamak için, karıncalar ve arıların durumunu anlatmak için uçmuş. Ama o da ne? Bir anda üstlerine insanların kendilerini öldürmek için kullandığı böcek ilaçlarından sıkılmış. Ama sıkanlar insanlar değilmiş. Yetmemiş ağaç dalları ile vurulmuş. Kelebeklerin kanatları kırılmış. Bir kısmı ölmüş. 

Karga bu defa en görkemli ağacın dalına çıkmış, “Kelebekler demokrasiyi çiğnedi ve sizi koruyan atmacalara aşırı şiddet gösterdi”, diye halka sesleniyordu. Büyük bir mutlulukla olup bitenleri ülkenin yöneticisine anlatmaya uçarken bir de ne görsün? Bir sürü tırtıl kozasından çıkıp kelebek oluyormuş. Kendi kendine çok öfkelenmiş. Aynı şeyi söyleyip duran Kırmızı Papağan’a dönerek ‘keratalar biz yok ettikçe çoğalıyorlar” demiş.

Müjgan Tekin

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)