Emperyalizmin Kaleleri 2 - Medya Meydan Savaşları

Savaş insanlığın kurulduğu günden bugüne ne yazık ki kaçınılmaz bir gerçektir.  Savaş ,toplum ve devlet arasındaki veya devlet ile başka bir devlet arasında ki bunalımlarda başvurulacak son çare olmalıdır.Savaşlarda   ve medyanın  tutumu ise globalleşen dünya içerisinde git gide önem kazanan bir unsur halinegelmiştir.

 

 

Yeryüzünde insanın yerleşik hayata geçmesiyle başlayan ve süregelen savaş, önceleri karşıt grupların çekişmesini içeriyordu. Dünyada yaşanan kanlı savaşlardan insanlığın büyük bir bölümü habersizdi ancak iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi ve dönüşümü savaşlara da farklı bir boyut kazandırdı. Bu yeni boyutun en önemli iki kavramı “kamuoyu ve propaganda” olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

 

Kamuoyunun oluşabilmesi için en önemli enformasyon akışı ise kitle iletişim araçları ile gerçekleştirilmektedir. Ancak bu enformasyon akışı çoğu zaman yanıltıcı söylentiler biçiminde gerçekleştirilmektedir. “kitle iletişim araçları özellikle de televizyon, belli grupların çıkarlarını savunan politik söylemi, onlarında sahip olduğu kodlar aracılığıyla yayar ve onları bir zevk biçimi içerisinde meşrulaştırır.”1

 

İktidar sahipleri politik güçlerinin devamlılığı için hayati önem taşıyan medyayı fark etmiş ve kamuoyu oluşturabilmek için denetimi altına almaya çalışmıştır. Kamuoyu yaratabilmek için üretilen bilgiyi ise gerçek anlamda bir bilgi değil daha çok propaganda olarak adlandırabiliriz. Propaganda bireyi ve kitleleri ikna etmek tutum ve davranış değişiklikleri yaratmak için kullanılan eski bir olgudur. Enformasyonun içeriğinin Propaganda ile yer değiştirmesi, sanal bilinçlerin yaratılmasını, yine sahte ve sanal zaferlerin kazanılmasın da beraberinde getirmiştir.

 

Lasswell Propagandanın dört temel hedefinden söz etmektedir. “Düşmana karşı nefret yaratmak, müttefiklerle dostluğu korumak, tarafsızlarla dostluğu korumak, mümkünse işbirliği sağlamak, düşmanın moralini bozmak”2 Laswell’in belirttiği propaganda hedeflerinin kısa bir süre önce sona eren Irak savaşında bol miktarda ABD tarafından kullanıldığını gördük.

 

Propaganda bir hedefe ulaşmak için kamuoyunun desteğini kazanmak amacıyla kullanılan bir terimken artık yalancı kişi ya da gurubun alanına giren küçültücü bir imaj haline dönüştürülmüştür. Bu imajı kazanmasında ABD’nin oynadığı rol büyüktür. Propagandanın kötüye, kana ve savaşa kullanımı insanlık tarihine unutulmaz büyük acılar getirmiştir.

 

Haber üretiminin batılı ülkelerin denetiminde olması dünya çapında propaganda yapma gücünü de bu ülkelere sunmaktadır. Böylece var olan hakimiyetlerini iletişim araçlarıyla tekrardan yapılandırarak üçüncü dünya ülkeleri sömürüsünün devamı sağlanmaktadır. Batılı toplumlar geliştirdikleri siyasi ekonomi ve toplumsal paradigmaları başka toplumlara empoze ederek her türlü insanlık dışı girişimleri meşrulaştırmaktadır. Bunun en açık ve en yakın örneğine ikinci körfez savaşında tanık olduk. ABD yapmış olduğu anlamsız müdahaleyi Irak’ın özgürlüğü adı altında meşrulaştırarak Vietnam ve 11 Eylül sendromunu yenmek ve dünyaya hala süper güç olduğunu ispat etmek için masum insanları katletmekten çekinmemiştir.

 

ABD Irak savaşında kamuoyu görüşünün belirlenmesi için medyayı en iyi şekilde kullanmaya çalıştı. Böylece Yeni Dünya Düzeninin gerçek yüzünü kendi halkından saklamayı hedefledi. Amerikalılar savaşın sonunda Irak halkının özgür olacağına yürekten inandı. Başkan Bush aracılığıyla savaşın amacını Irak Halkını Saddam Hüseyin’in zulmünden kurtararak, Irak’a barış ve özgürlük götürmek, ABD’yi ve dünyayı kitle imha silahı tehdidinden kurtarmak olarak açıklamıştı.

 

Irak savaşı bir enformasyon savaşıydı. Tıpkı birinci Körfez Savaşında olduğu gibi. Tarihin ilk “ileri teknoloji” savaşı sayabileceğimiz Körfez Savaşı’nın ordular arasında bir savaş olmaktan çok, teknolojiler arasında bir savaş olduğunu tüm dünya bilmektedir. Bugün birçok masum insanın ölümüne sebep olan Irak Savaşının(2. Körfez Savaşı) ilkinden farksız bir amaç ve teknikle gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz.

 

Irak Savaşı öncesi ileri teknoloji ürünü silahların tahrip gücü ve öldürücülüğü unutulmaya çalışıldı. “Amerika’nın ileri teknoloji ürünü Patriot Füzeler savaşın ilk kahramanı diyerek yüceltildi ve reklamı yapıldı.”3 

 

Irak savaşında , Irak halkının en yoğun bombardımana maruz kaldığı günlerde genellikle savaştan ve Amerika Birleşik Devletlerinden Yana tavır koyan ve kamuoyunu da bu yönde etkilemeye çalışan bir tutum sergiledi. Özellikle ABD kaynaklı yayın yapan televizyon kanallarında savaştan rant sağlanmaya çalışıldı.

 

Savaş başlamadan önce haber bültenleri maketlerle ve asker kimlikli bir çok savaş destekleyicisi ile savaşı bir oyunmuş gibi yansıtarak farklı senaryoları halka empoze etti. Savaşı, ileride Hollywood’a film olsun diye yapılan aslında kanın, gözyaşının senaryonun bir parçasıymış gibi gösterme tekniği ne yazık ki savaşın gerçek yüzünü geri planda bıraktırdı.

 

Bu savaşta, Bir yanda dünyanın iki dev gücü Amerika ve İngiltere, öte yanda , yıllardır ambargo altında yaşayan , geçmiş savaşlarda tükenmiş , derme çatma silahlı , desteksiz , müttefiksiz Irak… “Amerika ve İngiltere, önce silahlarını gösterdiler teknolojinin son ürünleri. Akıllısıyla delisiyle, güdümlüsü güdümsüzü, görüneni görünmeyeni, hayaleti hortlağı… Ne kadar yok edici silah varsa hepsini sergilediler. Televizyonlar, gazeteler, dergiler Amerikan savaş makinesinin ne kadar şoke edici ve dehşetli olduğunu resimlerle, çizimlerle, grafiklerle anlattılar.”4 

 

Medyadaki savaş yansımaları, medyayı savaşın bir cephesi haline getirmiştir. Bu cephede ne olduğundan çok olanın nasıl görüldüğü önem kazanmaktadır.Enformasyon akışını tekellerinde tutan ve kendi çıkarları etrafında haberleri yanlı ve ya yanlış kullanma gücüne sahip ülkelerin araçları olmadan nihai sonuca ulaşamayacaklarını söyleyebiliriz.

 

Amerika’nın Irak üzerinde gerçekleştirmiş olduğu her iki savaşta biliyoruz ki temiz değildir. Savaş süresince kurbanlar ve yıkımlarla ilgili haberler çok az basın kuruluşu yer vermiş diğerleri ise sessiz kalmıştır. bu savaşta da gerçekleri yansıtma misyonundan uzaklaşmış ve ABD’nin propaganda makinesi haline gelmiştir.Amerikan kültürünün toplumlara empoze edildiği bir dünyanın içerisinde bu iş için en istekli araç haline gelmiştir.

 

Evrensel sınırların ortadan kalkmasıyla kitle iletişim araçları dünyada tek bir kültür yaratma çabaları içerisindeki ABD kültürünü empoze etme mücadelesine girişmiştir. Kamuoyunu bu doğrultuda yönlendirmek için yapılandırılan haberler üzülerek belirtmeliyim ki amacına ulaşmıştır.

 

Birinci dünya ülkelerinin üçüncü dünya ülkelerine karşı gerçekleştirmiş olduğu insan sömürüsü medyanın desteğiyle şiddetlenmektedir. Bunun önüne geçmek ise bugünün basın politikasıyla pek mümkün değildir. Ticari kaygılar bu engelin baş faktörüdür.

 

      Zayıfın sunumu medyada ya çok az yer almakta ya da hiç yer almamaktadır. Bu dengesiz tek yönlü enformasyon akışı ne yazık ki birçok halkı acıya sefalete sürüklemektedir. Bugün Irak savaşı sözde sona erdi. Ancak Iraklı hala sefil, hala özgür değil. Bir milleti özgürleştirmek O milletin insanlarını katlederek mümkün değildir.

 


1 James Lull , İletişim Kültür , Çev. Nazife Güngör , Vadi Yayınları , 2001 ,S.95

 

2 Werner j. Severin , James W. Tonkard Wr. , İletişim Kuramları : Kökenleri , Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları , Çev. Ali Atıf Bir , N. Serdar Sever , Eskişehir 1994 ,S.156

3 Cumhuriyet Gazetesi , Erdal Atabek , Yeni Bir Dünya Kurulur mu? , 31 Mart 2003 Pazartesi , S.4

4  Cumhuriyet Gazetesi , Geniş Açı , Hikmet Bila ,26 mart 2003 Çarşamba S..3

Etiketler: ,

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)