Esmer Tenli Çocuk
Sonu olmayan cümleler. Birikenler, biriktirilenler, gidenler, kalanlar, yeni gelenler… Akıp giden zamanlar. İhanetler, terk etmeler, yeniden affetmeler… Geçmiş hiç yaşanmamış mı sayılacak. Yoksa öç mü almalı dünde kalanlardan? Ya biriktirdiklerimiz ya görüp de görmezden geldiklerimiz ya küçük burjuva sorunlarımız, onların üstümüze yığdığı utançlar. Dağınık düşünceler duygular dağınık kim toplayacak. Bir çare bir yol olmalı dün düşümde gördüğüm o çocuk niye niye bana üsluptan uzak baktı? Sanki hatırımdaki bir şairin yüzünü andıran çocuk esmer kıvırcık saçlı çocuk niye çıktın karşıma utancıma niye utanç ekledin. Git buradan dedikçe niye niye… Tamda başlamıştım küçük burjuva olmaya, entel mekanlarda şarap kadehleri yudumlamaya niye çıktın karşıma be çocuk. Tamda hayata ihanet etmiş bir hain olma yolundayken kim gönderdi seni bana. Peter Abrahams’ı bilir misin Akdeniz’in bağrında on yıllardır yanan ateşin içindeki kara çocuk bilir misin Peter’i ? Hani bir şiirinde ben renkliyim diyor. Zulu’lu çocuk… Hatırladın mı işte sen o Zulu’lu çocuğa benziyorsun çocuk. Ne istiyorsun niye çıktın karşıma? Bana niye öyle bakıyorsun. Korkmak istemiyorum artık. Git çocuk git sen vatanına dön. Benim gücüm yetmez seni anlamaya… Ben artık başkasıyım, burjuva sorunlarım var. İşimden şikayetçiyim, daha fazla para kazanmak istiyorum, yaptığım iş bana yetmiyor çocuk işte bende artık herkes gibiyim ne olur git çocuk. Kanıma girme çocuk, yolumdan döndürme beni çocuk. Yüreğimde başka bir hayatın sesleri yankılanıyor git çocuk. Kara gözlerine sinmiş kederini bana akıtma çocuk. Çatlamış dudakların niye titriyor çocuk? Yüzünü güneş mi kavurdu, bombalar mı çocuk. Toprak avuç avuç su ver bana, esmer çocuğa yetiştirmeliyim. Tüm sularını kurutmuş İsrailliler… Toprak ellerim titriyor çatıda oynarken tank girmiş evine duvar örmüşler memleketlerine henüz 15′inde İbrahim. Bedenim sarsılıyor güzel toprak göğe çeviriyorum başımı. Gidip gelenler çok ama bir tek ben yokum. Avuç avuç su ver bana hayat veren toprak. Güneş doğuyor, güneş batıyor ben bitiyorum toprak. Beni bu esmer çocuk bitirdi. Hey çocuk koş daha da hızlan arkandan ateş geliyor yangın var geride, duman kaplamış her yeri tut elimi koş çocuk koş. Ne olur elimi hiç bırakma çocuk gitme çocuk beni benden alıp gitme çocuk. Barut kokusu sarsın ki her gün odamı kaybetmeyim insanlığımı çocuk. Tankların önünde birlikte duralım çocuk. Koş çocuk mermiler yağıyor derin derin nefes al bak bir yerde deniz var. Şu küçük burjuva duygulara esir olmuş Ablana doğrult namluyu. Vur beni çocuk vur. Vur ki yeniden doğayım. Abidin Dino’ya inat mutluluğu çizelim senle. Kıyıya vurmuş bir balık gibi dağ başında kurumuş bir ağaç gibi Ortadoğu’nun bağrında duran memleketin çocuğu ne olur gitme. Toprağa damladıkça kan, beni bırakma. Söyle çocuk kıvırcık saçlı çocuk acı keder, hüzün çığlık bütün bunların ötesinde ne var.
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

güzel yazmışsınız, herkes kendi çocukluğundan bi şeyler bulur;biz ki burjuvazi sorunlarımızla cebelleşe duralım esmer kıvırcık saçlı çocuk çocukluk nedir bilemeyecek bile…